|
Su gerçekten hayattır. Bedenimizin %
65'i sudan oluşur. Su yaşamımızın sürdürülmesi için temel
besinlerdendir. Bedenimizin ısı dengesi, hücre içi yaşamın devamı,
besinlerin yakılması, sindirilmesi suya bağlıdır. Suyun az alınması
halinde ciddi sağlık sorunlarına kapı açılmış olur.
Su az tüketildiğinde bedenimizdeki yağ
oranı yükselir, böbrekler yeterli su alamayınca karaciğerin görevi
ağırlaşır ve böbreği ikame etmeye çalışır. Yağ deposunu enerjiye
çevirmesi gereken karaciğer işini aksatır ve yağların eritilmesi
yavaşlar.
Su aynı zamanda bedenimizdeki
toksinlerin temizlenmesinde de etkilidir. Soğuk içildiğinde kana
daha hızlı karışır.
Bir yetişkin günde yaklaşık
10 bardak su
kaybeder. Bu sebeple kaybedilen suyun yerine yenisinin konulması
gerekir. Her ne kadar diğer içeceklerden de su ihtiyacımızı
karşıladığımızı düşünsek de kahve, çay ya da colalı içecekler
aslında idrar söktürücüdür ve bedenimizin ihtiyacı olan suyu
kaybetmemize sebep olurlar.
Su kalori içermez. Bu sebeple diyetlerde
öne çıkan bir içecektir. Bununla birlikte suyun yağı yakmaya yardım
etmesi, toksinleri temizlemesi özellikle diyet ve egzersizlerde
abartılmaması gereken bir durumdur. Zira aşırı su tüketimi
halinde
bedenimiz ihtiyaç duyduğu vitaminleri de kaybedebilir. Sudaki
kristal maddeler ise aşırı tüketim halinde böbreklerde birikerek
taşsal kalıntılara sebebiyet verebilir.
Diyet ya da sağlık amaçlı yapılan
egzersizlerde suyun egzersizden yarım saat sonra ve egzersiz
bittikten on beş dakika sonra içilmesi daha uygun olacaktır.
Su yaşamımızda vazgeçilmez olmasına
karşın temel problem, su içme kültürünü geliştiremeyişimizdedir. Hem
kendimiz hem de çocuklarımız için su içme kültürünü kazanmalıyız.
İşte ya da evde mutlaka suyu yakınlarımızda tutmalıyız. Hatta su
içmeyi kendimize hatırlatmalıyız. Günlük içeceklerden su almak
yerine suyu olduğu gibi karışımsız içmeliyiz. |