|
İnsanoğluna
"öldürmemeyi, incitmemeyi, onun yerine sevmeyi, çok sevmeyi" öğretmeye çalışan
Mevlana'nın velilerinden biri de Pir Esad Sultan ya da halkın arasında yayılan
lakabı ile Pisili Sultan'dı. Pisili Sultan lakabı boşuna değildi, tıpkı Hazreti
Muhammed ile ilgili hadisleri bizlere aktaran Kedi Babası lakaplı Ebu Hureyra
gibi. Pisili Sultan kedileri çok severdi. Çok sevdiği kedisi de ölümünden sonra
sandukasının hemen sol tarafına ayak ucuna gömülmüştü.
Pisili Sultan
Pir Esad Sultan, tasavvuf geleneğinin içinde yer alıyordu. Tasavvuf üzerine
yüzlerce sayfa yazı yazılabilir ama benim anladığım anlamda tasavvuf "sevgi ile
Tanrı'yı bulmak, Tanrı sevgisi ile insanı ve kendini bulmak"tır. Pir Esad
Sultan, Mevlana Celaleddin Rumi gibi tasavvuf düşünürleri 13. yüzyılda yaşamış
din bilginleri idi. Aslında onları din bilgini olarak görmek, onları tanımlamak
açısından yetersiz kalır, asıl olarak onları düşünür olarak değerlendirmek belki
de öğretilerine hak ettiği yeri verebilmek açısından daha uygun bir yaklaşım
olacaktır.
Bugünlerden
geçmişe bakmak bir anlamda bulunduğumuz yerden açık denize bakıp uzaklardaki
dalgaları, girdapları görmeyip denizin çarşaf gibi düz olduğunu sanmaktır. Bu
doğal bir yanılsamadır. 13. yüzyıla bugünden baktığımızda sevgi ve yaşam
konusunda böylesine insancıl öğretileri dile getiren Mevlana'yı ve diğer
tasavvuf düşünürlerinin nedenlerini anlamakta zorlanabiliriz. Oysa ki 13.
yüzyılda yaşanan Moğol dehşetini dikkate alırsak, terörden ve mezalimden çekilen
acıların etkisinde olan bu insanların neden "sevgiye ve barışa" yöneldiklerini
daha iyi anlarız. Tanrı'nın kötülüğü değil iyiliği öğütlediğini öğretmeye
çalışan bu düşünürler barışa hizmet etmişlerdir.
Barışa ve
sevgiye insanları davet eden tasavvuf düşünürlerinden biri olan Pir Sultan
Esad'ın aynı zamanda kedi dostu olması benim için çok hoş bir buluşmaydı.
Kimbilir Pisili Sultan'ın ayak ucunda yatan bu kedicik, Mevlana'nın Mesnevi'sini
süsleyen o muhteşem şiirleri sultanının eteğinde doğrudan Mevlana'dan
dinlemişti.
Pisili Sultan'ın kabir taşında şöyle
denmiştir :
“Rahim
ve Rahman yüce Tanrı adıyla.
Her canlı
fanidir. Ancak Tanrı bakidir."
|