|
Ergenlik çağının başlaması ile yatak hikayeleri genç kız Lessing’in
daha çok ilgisini çekmeye başladı. Ama hayatında bu dönemde bir kişi
daha vardı ki, anlattıkları ile onun hayal dünyasına yazılı olmasa
da sözlü hikayeler sokuyordu. Bu kişi babası idi ve babası
durmaksızın ona 1. Dünya Savaşı'ndan söz ediyordu. Lessing hatta
ileride babasının onu 1. Dünya Savaşı anıları ile adeta
‘zehirlendiğini’ yazmıştır. Ama bir yandan kitaplar bir yandan
babasının öykülemeleri Lessing’de edebi anlatımın da zeminini
hazırlıyordu.
Okul hayatı sona ereli 2 yıl olmuştu ve kitaplarla örülü dünyasının
bu şekilde sürmesini istemeyen annesinin ise baskısı daha da
artmıştı. 15 yaşına geldiğinde annesi ile olan anlaşmazlığı bir gün
ciddi bir noktaya ulaştı ve Lessing evi terk etti. Hemşirelik
yapmaya karar verdi. Ailesinin itirazlarına rağmen kararından
vazgeçmedi. Hemşire olarak çalıştığı işyerindeki yöneticisi ise
Lessing’in yazarlık yaşamına bir başka katkı sağlayacktı. Yöneticisi
Lessing'e okuması için politika ve sosyoloji ile iglili kitaplar
veriyordu. O zamana kadar daha çok romanlarla haşır neşir olan
Lessing bu kez dünya görüşü oluşturmasına katkı sağlayacak kitapları
eve götürüyordu. Artık yazmanın zamanı gelmişti ve Lessing öyküler
yazmaya koyuldu. Cesaretini topladığı bir zamanda da bu öyküleri
dergilere, gazetelere göndermeye başladı. İki öyküsünü bu dönemde
Güney Afrika'da yayınlanan dergilerde yayınlandı ve hatta bundan
dolayı kendisine telif ücreti bile ödendi. Bu Lessing’in yazarlık
yolunda ilerlemesini teşvik eden bir gelişme idi.
Düşünsel yeteneği gün geçtikçe artan Lessing, kadın olmanın da
güçlüğünü ve kadınlara yönelik ayrımcılığın etkisini daha bir
anlamaya başlamıştı. Dönemin kadınları ikinci plana atan ve asıl
olarak ev hanımlığına zorlayan kültürel dokusunu reddediyordu.
Biyolojik ve kültürel zorunluluklarla savaşmaya karar verdi ve
evlilik ile anne olma fikirilerine benimsediğini artık açık açık
söylüyordu. Kadın kuşakları arasında derin uçurumlar olduğunu
farketmişti. "Bir kadının evlenmesi ve çocuk sahibi olması onun için
ulaşılacak yeterli şeydir" şeklindeki genel inançtan rahatsız idi.
Ama aşk ona oyununu oynayacak ve bir çiftçi olan Frank Wisdow ile 19
yaşında evlendi ve iki çocuk yaptı ama Wisdow ile dünyası açılmayan
Lessing evlenmekle bir hata yaptığını anladı ve 10 yıl sonra oğlunu
alarak Wisdow’u terk etti.
Terk etmesi gereken bir yer de Rodezya idi. Lessing Salisbury'ye
yerleşti. Solcu Kitap Kulubüne katıldı, orada kitap okuma günleri
düzenleniyordu ve Lessing kültürel açlığının tekrar farkına
varmıştı. İngiltere’ye gelişinden kısa bir süre sonra “the Grass is
Singing”i yazdı. Küçük bir kasabada dışlanan bir kadının
yaşadıklarının anlatıldığı bu ilk eseri çok dikkat çekti. Aşk
Lessing’İn kapısını ikinci kez çalacaktı ve okuma günlerinde
tanıştığı solcu Gottfried Lessing ile kısa bir süre sonra
evlenecekti.
Savaş sonrası yıllarda Lessing komünizmin etkisi altında kaldı. Ama
1954'te bu hareketi terketti. Yazdıkları genelde otobiyografiktir ve
Africa'daki deneyimlerine dayanır. Çocukluk anılarına dönerken
sosyal ve politik konulara değinir. Kültür çatışmaları,
adaletsizlikler ve ırk ayrımcılığını konu edinir. Bireysel vicdan
ile mülk edinme arasındaki ikilemi tartışır. Anlatılan öykülerin,
romanların genellikle mekanı Afrika'dır. Güney Afrika'nın siyahları
hiçe saymasını ve siyahların beyazlar tarafından nasıl strelize
edilmeye çalışmasını eleştirel bir dille anlatır. Bu sebepleırkçı
politikalar güden Güney Rodezya ve Güney Afrika 1956 yılında
Lessing'i istenmeyen kişi ilan ettiler.
1960’lı yıllarda ise Lessing “the Golden Notebook” isimli eseri ile
öne çıktı. Feminizme inanmıştı ve 60’lı yılların özgürlükçü
rüzgarları Lessing’e özlediği dünyayı belki de getirebilirdi. Ama
Lessing kitabının önemli başarısına karşın muhafazakar çevrelerce
kadınsı olmayan kadın kızgınlığı ve saldırganlığı ile suçlandı. O
ise bu saldırıları şöyle yanıtladı : “Bu davranışı erkekler
gösterdiğinde ödüllendiriliyor, kadınlar gösterdiğinde ise nörotik
nefret edilen kişiler olarak suçlanıyor.”
1970’lerde mistizmle 1980’lerde ise kozmik fantezi ile yazılarında
daha çok ilgilenir oldu. Sufi mistizmi de Lessing’i etkileyen
akımlardan biri idi. Britanya İşçi Partisi Lideri ve Britanya
Başbakanı Tony Blair, Lessing’e danışmadan ismini Kraliçe’nin asil
ilan edebileceği kişiler arasında ekledi. Ama Lessing’in tepkisi
sert oldu ve asalet ünvanını reddetti.
Şimdilerde Doris Lessing, Londra’da mütevazı bir evde yaşıyor. 87
yaşında ve her sabah beşte kalkıyor, yürüyüşlere çıkıyor, parklarda
kuşları besliyor ve saat dokuzda yazmak için masasının başına
oturuyor.
|