Kedimveben.com Ana Sayfa

politika Hollywood Politik

film Fassbinder Sineması

müzik Bee Gees Efsanesi

kent Pazar Yürüyüşü

mutfak Brokoli Dansları

hobi Paraşütün Özgürlüğü

portre 1960 Öncesinde İnönü

sosyete İngiliz Kraliyeti

gezi Peru'ya Bir Geçit

psikoloji Erotomani

araştırma Parfüm

reklam Coca Cola Art

doğa Buz Ada Grönland

spor Patenimin Ucunda

cult Dövmeli Güzellik

+oda Sekste Hijyen Takıntısı

teknopark Blackberry

karikatür Mordillo

Yayın Grubu

 [ESKİ SAYILAR]

 

 

 

“Marjinal” sözcüğünü hiç kimse onun kadar hak etmemiştir. 24 yaşında “Aşk Ölümden Soğuktur” (1969) isimli ilk uzun metrajlı filmini yaptıktan sonra 37 yaşındaki ani ölümüne kadar 43 filmi sanat yaşamına sığdırdı. Bu ortalama her 100 günde 1 film demekti. Kült filmleri ile Yeni Alman Sineması’nın Schlöndorf, Herzog ve Wenders’la birlikte en önde gelen temsilcilerindendi. Sadece film yönetmeni değildi, aynı zamanda oyuncu, kameraman, besteci, tasarımcı, editör, yapımcı ve tiyatro yöneticisi idi. Dur durak bilmez bir enerji ve disiplinle çalışırdı. Ama geceleri ve gündüzleri birbirinden ayırmıştı. Gündüzleri disiplinli bir şekilde işle ilgilenir, geceleri ise siyah deri ceketi ile barlarda sevgili kovalar ve uyuşturucu kullanırdı. Oyuncuları ile arasında ailevi bir bağ kurmayı ve uzun süre aynı oyuncularla çalışmayı severdi. Unutulmaz oyuncularının başında Hanna Schygulla gelir. Fassbinder iki kez evlenmiş olmasına rağmen 15 yaşında eşcinselliğini ailesine açıklamış ve sanat üretiminde de eşcinselliği çok özgün bir anlatımla tartışmıştır. Sinema tutkusunun kaynağı sorulduğunda ise kendisine günde neredeyse 2 ya da 3 film seyrettiren annesini işaret eder.

Maria Braun'un Evliliği (1978), Lili Marleen (1981), Lola (1982) gibi filmleri ile sinemaseverin “unutulmazlar”ı arasına giren Fassbinder, öldüğünde Rosa Luxemburg’la ilgili bir senaryo üzerinde çalışıyordu.