|
“Marjinal”
sözcüğünü hiç kimse onun kadar hak etmemiştir. 24 yaşında “Aşk Ölümden
Soğuktur” (1969) isimli ilk uzun metrajlı filmini yaptıktan sonra 37
yaşındaki ani ölümüne kadar 43 filmi sanat yaşamına sığdırdı. Bu
ortalama her 100 günde 1 film demekti. Kült filmleri ile Yeni Alman
Sineması’nın Schlöndorf, Herzog ve Wenders’la birlikte en önde gelen
temsilcilerindendi. Sadece film yönetmeni değildi, aynı zamanda oyuncu,
kameraman, besteci, tasarımcı, editör, yapımcı ve tiyatro yöneticisi
idi. Dur durak bilmez bir enerji ve disiplinle çalışırdı. Ama geceleri
ve gündüzleri birbirinden ayırmıştı. Gündüzleri disiplinli bir şekilde
işle ilgilenir, geceleri ise siyah deri ceketi ile barlarda sevgili
kovalar ve uyuşturucu kullanırdı. Oyuncuları ile arasında ailevi bir bağ
kurmayı ve uzun süre aynı oyuncularla çalışmayı severdi. Unutulmaz
oyuncularının başında Hanna Schygulla gelir. Fassbinder iki kez evlenmiş
olmasına rağmen 15 yaşında eşcinselliğini ailesine açıklamış ve sanat
üretiminde de eşcinselliği çok özgün bir anlatımla tartışmıştır. Sinema
tutkusunun kaynağı sorulduğunda ise kendisine günde neredeyse 2 ya da 3
film seyrettiren annesini işaret eder.
Maria Braun'un
Evliliği (1978), Lili Marleen (1981), Lola (1982) gibi filmleri ile
sinemaseverin “unutulmazlar”ı arasına giren Fassbinder, öldüğünde Rosa
Luxemburg’la ilgili bir senaryo üzerinde çalışıyordu. |