|
Hollywood'un
politik gücü aslında yeni keşfedilmedi. Hatta Ronald Reagan'ın
başkanlığından bile önce McCarthy döneminde bu güç fazlasıyla ciddiye
alınmıştı. McCarthy "solcu sinemacılar"ın halkı komunist yapmasından
korkuyordu ve devlet Hollywood'a sessiz bir darbe yaptı. O dönemde
üçüncü sınıf bir Hollywood oyuncusu olan Ronald Reagan da Salieri
kötücüllüğü ile solcu sanatçıları müzevirlemekle meşguldü. Hollywood,
Amerikan rüyasının kitlelere anlatılması ve kabullendirilmesinde önemli
bir araç. Aynı şekilde dünyaya Amerika'nın ne demek olduğunu duyurmanın
da iyi bir yolu. Amerikan'ın geçerli politiği ne ise o dönem Hollywood
yapımı filmlerinde konusu ne hikmetse benzer oluyor. Nazi Almanyası,
SSCB, Vietnam, Libya, Irak ve şimdilerde ise İran, Hollywood'un anti
anlatımının dekor ülkeleri. Bu yıl Oscarlardan yüzü gülen Crash filmi,
ırklar ve kültürlerarası uzlaşmayı öğütleyen tarzı ile Bush yönetiminin
de resmi doktrinine paralel seyrediyor. Reagan'ın başkanlığından sonra,
Schwarzeneger'in California Valiliği, Alec Baldwin'in yıllardır siyasete
girmek için yaptığı hazırlık ve başkanlık seçiminde Hollywood'un oyunu
hangi başkandan yana kullanacağı Hollywood'un Amerikan politikası
üzerindeki gücünü ve devlet-sinema arasındaki işbirliğinin boyutunu
anlatmaya yetiyor da artıyor bile. |