
Kedimveben Krallığı'na
Hoşgeldiniz! |
|
|
10 Mayıs 2006
Bugün meslek seçme günü acaba mesleklerden
hangisini seçerdiniz diye sordu Susam? Çito düşünceli düşünceli
baktı. “Sanırım ben ilkokul öğretmeni olurdum” dedi. “Zira yavru
kedileri çok seviyorum” dedi. Annesinin yanıbaşında duran Paşa ve
Lisa ise annelerinin cevabı üzerine onlar da düşünmeye başladı. Ama
onlar cevap vermeye başlamadan söze babaları Dalida karıştı. “Ben
ahçı olurdum” dedi. Susam “yemek yemeyi çok sevdiğinden sanırım her
pişirdiğini de kendin yerdin” dedi. Dalida gülerek “Tabii Tom’dan
vakit kalırsa?” dedi. |
O sıra
yemek sonrası duvara sırtını dayayarak karnını yalamaya devam eden Tom
ise “Hiç de bile! Ben senin yemeklerini değil son derece pahalı
yemekleri yemek isterdim. Bu yüzden fabrikatör olurdum” dedi. Hollywood
neşe ile atladı “Ben de fabrikatörün kızı. Gece gündüz gezerdim, acaba
ne alsam çarşıdan diye”. Pırpır ise Hollywood’a dönüp “İyi de mesleğin
ne olurdu?” diye sordu. “Mesleğim mi” diye duraksadı Hollywood “Hmmm.
Moda desinatörü olurdum. Ama hep beyaz elbiseler tasarlardım.”
Paşa
“Ben de giyerdim o zaman” dedi ve devam etti “Ben de annem gibi öğretmen
olmak isterdim. Ya da ya da çocuk şarkıları bestecisi”. Kardeşi Lisa
“Ben de senin şarkılarına düet yapardım, değil mi Paşa” diye sordu.
“Olabilir” dedi Paşa. Lisa ise “sanırım ben gazete dağıtıcısı olurdum.
Ama gazeteleri çok kibar dağıtırdım. Herkese de gazete okumasını rica
ederdim.” Yattığı yerden istfini bozmayan Charlie dişlerinin arasından
“Evde dağıttığın gazeteler gibi mi” dedi biraz alaycı bir şekilde.
Çito
ise yavrusuna bir şey söylenmesini her zamanki gibi sindiremedi. “Hanım,
hanım ağır ol” dedi. Charlie yerinden kalktı, doğruldu, eski kocası
Junior’ı şöyle bir süzdü. “Aslında ben de maliye teorileri hocası
olurdum, tabii ki bir üniversitede” dedi. Junior ise “Ama hayatım sen
romandan başka bir şeyle ilgilenmiyorsun ki” dedi, sabah yerlere saçtığı
Hemingway kitaplarını kastederek. Charlie ise “Ee bazen edebiyatla da
ilgilendiğim doğru, ama ben hep daha ciddi konuları sevmişimdir. Hem
bundan sana ne!” dedi. Susam araya girme zamanı geldiğini anladı ve
biraz da Junior’ın dikkatini dağıtmak amacıyla “Junior ya sen ne
olurdun?” Susam haklı çıkmıştı.
Junior’ın Charlie’ye yönelen dikkati dağılmıştı. “Ben mi? Ben sanırım..
Susam sen ne olurdun? Önce sen söyle!” dedi. Susamsız bir şey yapmayı
aklının ucundan bile geçirmeyen Junior, Susam’ın cevabını merak etti.
Susam “Ben psikolog olurdum” dedi. “Herkese yardım etmek isterdim.
Herkesin sorununu dinlemek ve çözüm bulmaya çalışırdım. Bazen de
patilerimle onlara masaj yapar ya da gırlayarak tedavi edici ışınlar
yayardım.” dedi. Junior sevinçle atladı. “Ben de senin muayenehanende
asistanlık yapardım.” dedi. Charlie’nin yakınında duran ve daha çok
Charlie’Nin tarafını tutan Yurdanur “Ama uyumaktan muayene ücretlerini
toplayamazdın” dedi.
Junior
ise “Hiç de bile hiç uyumazdım. Hem Susam işini bitirmeden hiç uyumadım
değil mi Susam” dedi. Susam sevgi dolu gözlerle Junior’a baktı ve sonra
da aynı bakışlarla Yurdanur’dan Junior’u üzmememesini rica etti.
Yurdanur “Ben polis olurdum” dedi. Herkes kahkayı bastı. “Evet polis
olurdum. Tüm yaz boyunca kızımı ve torunlarımı köpeklerden nasıl
koruduğuma şahitsiniz” dedi. Herkes hep bir ağızdan “Haklısın” dedi.
Gerçekten de tüm yaz boyunca yol kenarından geçen köpekleri istifi
bozulmadan izlemiş ve yollarını değiştirirlerse diye adeta bakışları ile
onlara göz dağı vermişti.
Pırpır
annesi Charlie’ye yaklaştı “Anneciğim ben dansçı olurdum ya da akrobat”
dedi. Pırpır’ı biraz kıskanarak kardeşi PonPon “Ben de” dedi. Diğer
kardeşleri Kuzum ise “Geçen yaz ağaçtan nasıl düştüğünü unuttun galiba”
diye sordu. PonPon “Hmmm haklı olabilirsiniz” dedi. “O zaman ben ne
olayım. Gezmesi bol bir iş olmalı. Tamam buldum kurye olabilirim” dedi.
Jack “Sana posta emanet edene zeka testi yapmalılar” diye ironik bir eda
ile ooturduğu yerde konumunu değiştirdi.
Jack’in
erkek kardeşi Ryan ise “Ben degüstatör olurdum” dedi. Jack, kardeşinin
cevabı ile hayrete düşmüş bir şekilde “Şarap mı tadacaksın?” diye sordu.
Ryan ise “Ne şarabı, kuru mama tadacağım tabii ki dedi.” Jack içi
rahatlamış bir şekilde “Ben meteorolog olurdum” dedi. Kırlara çıkar
havaya bakar ve herkese yağmuru, rüzgarı haber verirdim.” Susam ise “O
muhteşem sessinle herhalde” diye tebessüm etti. Kuzum ise kum havuzuna
doğru iş görmeye giderken banyo kapısının önünde durdu “Ben futbolcu
olurdum” dedi. “Topları yakalamakta benden daha iyisi olmaz.” dedi
kibirle. Duman ise “İyi de topu yakalamk değil, gol atmak önemli. Sen
yakaladığın hiç bir topu kimseyle paylaşamıyorsun ki” dedi.
Kuzum
Duman’ın söylediği ile ilgilenmeyip kum havuzunda derin bir çukur
kazmaya koyuldu. Duman ise “Sanırım ben Nesrin Topkapı abladan ders alıp
oryantal olurdum” dedi. Duman’In has dostları Jack ve Ryan neşeyle “Çok
yakışırdı Dumancığım” dediler. Duman’In yanında duran ve Jack Ryan ile
her daim Kutsal İttifak içinde olan Texas, PonPon’a kısık gözlerle
bakarak “ Sen kurye olacaktın değil mi” diye sordu ve devam etti “Ben de
postacı olurdum. Senden her zaman daha hızlı mektup dağıtırdım” dedi.
Ponpon ise “Aman Texas bu koca göbeğinle iki sokak sonra dururdun
herhalde” dedi ve sonra Kuzum’un ne yaptığını merak edip o da banyoyay
gitti.
Susam
Pathy, Yakışıklı ve Pırtık’a döndü. “gençler siz hiç konuşmadınız” dedi.
Üçü de “Düşünüyoruz. Biliyorsun biz ayrılamayız. Öyle bir iş bulmalıyız
ki, üçümüz de birlikte çalışsın” dedi. Koko “Kuru temizlemeci olmaya ne
dersiniz” diye sordu. Sonra devam etti “Biriniz siparişi alır, birinizi
yalaya yalaya temizler, ötekinizde üzerine oturup kurutursunuz” dedi.
Koko bunu aslında kinayeli söylemişti ama Pırtık “Güzel bir öneri, ben
varım” dedi. O “varım deyince zaten Pathy ve Yakışıklı hemen “Biz de
varız” dediler. Annesine hayran hayran bakmaktan yorulmayan Yudanur’un
kızı ise “Sanırım ben de gözlükçü olurdum, ama bütün gözlüklerimi anneme
verirdim” dedi. Polis olmaya heves eden Yurdanur sert bir hareketle
kızını yanına çekip onu sevmeye başladı. Eve henüz elmiş olan Simit ise
“Sanırım ben henüz karar veremedim. Yastıkların üzerine yatılarak
yapılan hangi iş var acaba” diye kalabalığa dönüp sordu.
“Yorgancılık” dedi Koko, Simit’i sinir etmek istercesine, ama Simit
“Harika, kabul ediyorum” dedi. Ada, bu ana kadar sessiz kalmıştı, her
zamanki gibi sessizliğini bir çığlıkla bozdu “Aaa yeter, kimse bana
sormayacak mı ne olacağımı” dedi hiddetle. Charlie “Sen zaten sopranosun
güzelim” dedi. Öfke içindeki Ada birden sakinleşti. “Hıhh? Eee? Aaa!!
Evet, güzel, güzel, sopranoyum” dedi ve tekrar yastığının üzerine
kıvrıldı. Susam kalabalığa döndü “Evet bugünkü düşünme oyunumuzu hepimiz
güzelce oynadık” dedi.” Şimdi sıra saklambaçta herkes saklansın, ben
saymaya balıyorum” dedi.
|