|
Zopzop ile Ali

Bir
varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içindeyken bir
küçük erkek çocuğu yaşarmış. Adı Ali imiş. Ali ne yazık ki
doğduğundan beri karanlıktan çok korkarmış ve ışıklar açık olmadan
da uyuyamazmış. Bir gece Ali uyumaya çalışırken odasının
penceresinde içeri beyaz bir kedi girmiş. Ali önce çok korkmuş. Ama
kedi Ali’ye bakarak ;
- Merhaba, benim adım Zopzop,
demiş. Korkma benden sana bir kötülük gelmez.
- Neden, odama girdin,
demiş Ali.
- Sokakta yattığım yatak
çok rahatsızdı. Aslında yatak da denemez. Merdivenin altında uyumaya
çalışıyordum. Ama şu kurbağaların gürültüsünden uyuyamadım bir türlü
demiş ZopZop. Sonra da eklemiş, burada uyuyabilir miyim? Seni hiç
rahatsız etmem.
Ali önce tereddüt etmiş.
Sonra Zopzop’un odasında uyumasına izin verebileceğini düşünmüş. Hem
hiç de arkadaşı olmadığından Zopzop’un odasında kalmasının iyi bir
fikir olabileceğine inanmış.
- Pekiyi uyuyabilirsin,
demiş Ali. Ama biraz konuşabilir miyiz?
- Tabii, demiş Zopzop. Ne
kadar istersen. Gerçi biz kediler uykuya bayılırız ama
konuşabiliriz. Bu arada senin adın ne, demiş Zopzop.
- Benim adım, Ali. Ama hiç
arkadaşım yok, demiş Ali.
- Çok yazık. Ama neden,
diye sormuş Zopzop.
- Çünkü buralarda pek çocuk
yok. O yüzden çok sıkılıyorum, demiş Ali.
Zopzop ile Ali çok iyi dost
olmuşlar. Zopzop Ali’ye arkadaşlarını anlatmış. Kurbağa Dodo’dan,
karınca Fadik’ten ve minik salyangoz Rukiye’den söz etmiş. Onlarla
nasıl oyunlar oynadıklarından, hep birlikte arka bahçedeki gül
ağacının dibindeki gizli yerlerinden söz etmiş. Ali, Zopzop’dan
kendisini arkadaşları ile tanıştırmasını istemiş.
- İstersen şimdi bile
tanışabilirsin, demiş Zopzop.
- Şimdi mi demiş, Ali. Ama
ben karanlıktan korkarım.
- Aman korktuğun şeye bak,
demiş Zopzop. Sonra da bir ıslık çalmış ve büyük bir ateş böceği
pencerenin kenarında bitivermiş.
- Ne var Zopzop demiş ateş
böceği. Beni bu saatte niye rahatsız ettin?
- Tanıştırayım, Işıldak
demiş Zopzop, ateş böceğini göstererek. Bu da Ali, demiş Ali’yi ateş
böceğine göstererek.
- Merhaba, demiş Işıldak.
- Neden onu çağırdın, diye
Ali, Zopzop’a sormuş.
- Çünkü demiş, Zopzop, sen
karanlıktan korkuyorsun. Ama Işıldak kendi ışığı ile bize yol
gösterecek. Hadi geç kalmayalım, gül ağacına gideceğiz demiş.

Ali, Zopzop ve ateş böceği
Işıldak’ın yaydığı ışık ile bahçeye inmişler ve gül ağacına doğru
yürümeye başlamışlar. Kurbağa Dodo, karınca Fadik ve minik salyangoz
Rukiye de onlara katılmış. Ama yolun yarısın daha gelmemişler ki,
Rukiye söylenmeye başlamış.
- Hepiniz çok hızlı
yürüyorsunuz. Kimse beni düşünmüyor mu, demiş salyangoz Rukiye.
- Ben de çok yoruldum.
Lütfen bu kadar hızlı yürümeyin demiş karınca Fadik.
Fadik ve Dodo’yu da
düşünerek daha ağır yürümeye başlamışlar ve nihayet gül ağacının
başına gelmişler. Gül ağacının başında Zopzop, Ali’ye dönerek ;
- Şimdi göreceklerine çok
şaşıracaksın, demiş.
Zopzop gül ağacının yanında
duran su kabına patisini sokup toprağa doğru bir kaç su damlası
savurmuş. İşte o sıra gül ağacı büyümüş, büyümüş, kocaman bir ağaç
olmuş. Gül ağacının her tarafında ışıklar parlıyormuş. Tam önlerinde
duran kocaman ağacın gövdesinde de bir kapı varmış. Zopzop, yine
Ali’ye dönerek;
- Burası Mutluluk Ülkesi.
Burayı çok seveceksin. Ama sonsuza dek burada kalamayız. Her akşam
sadece bir saat kalabiliriz demiş, Zopzop.
Zopzop kapıyı açmış ki, Ali
gözlerine inanamamış, birbirinden güzel bir çok oyuncakla dolu büyük
bir oda görmüş ve oyuncaklarla oynayan bir çok hayvan ve çocuk
varmış. Ali, Zopzop, Rukiye, Dodo ve Işıldak odaya girip onlar da
oyuncaklarla oynamaya başlamışlar. Ali’nin bir anda bir sürü
arkadaşı olmuş. Oyuncak trenle oynamış, tahta ata binmiş, kumdan
kaleler yapmış. Ali çok mutlu olmuş. Ama Zopzop bir saat sonra gitme
vaktinin geldiğini hatırlatmış ve hep birlikte gül ağacının
gövdesine saklı bu ülkeden çıkmışlar. Kapıyı kapattıklarında gül
ağacı yine eski şekline dönüp küçülmüş.
- Çok mutlu oldum, demiş
Ali. Yarın akşam da gelebilir miyiz?
- Tabii demiş Zopzop. Her
akşama gelebiliriz. Ama sadece bir saatliğine.
- Tamam demiş Ali, sevinçle
bağırarak.
Zopzop ve Ali, Ali’nin
odasına geri dönmüşler. Ali, Zopzop ile tanıştığına çok mutlu olmuş.
Tabii yeni arkadaşlarına da.
- Çok teşekkür ederim
Zopzop, demiş Ali. Bu gece hiç korkmuyorum demiş.
- Korkacak ne var ki demiş,
Ali. Sen kendine güvenirsen hiç bir şeyden korkmana gerek yok. En
güçlü şey kendin, demiş.
- Gerçekten de öyleymiş,
demiş Ali.
- Bak, demiş Zopzop. Kendi
başına neler yaptın. Bence çok cesursun.
- Öyle mi düşünüyorsun
demiş, Ali sevinçle.
- Evet demiş. Korkan
insanlar sadece bir ışık görürler, cesur insanlar ise yıldızları
görürler demiş, Zopzop. Neden lambayı söndürüp benimle birlikte
yıldızlara bakmıyorsun demiş Zopzop Ali’ye.
Ali, korktuğu için hep açık
tuttuğu gece lambasını kapatmış ve Zopzop’un yanına gitmiş. İkisi
birlikte yıldızlarla bezeli gökyüzüne ve ay dedeye bakmışlar. Sonra
bir yıldızın kaydığını görüp sevinçle bağırmışlar. Dilek tutmayı da
unutmamışlar. Zopzop, Ali’ye sormuş;
- Ne dilek tuttun, Ali?
- Hep seninle iyi arkadaş
olarak kalmayı diledim, demiş Ali.
- Ben de aynı şeyi diledim
demiş Zopzop.
- B İ T T İ -

|