|
Uçan Kedi ve Mapi

Sonbahar hiç bu kadar
güzel olmamıştı. Altın yapraklar tüm parkı kaplamıştı. Küçük
çocuklar şapkalarını takıp parkta keyifle koşuyorlardı. Mapi ise
onları uzaktan merakla izliyordu. Bazen o da onların arasına katılıp
oynamak istiyor, ama sonra cesaret edemeyip duruyordu.
Gözlerini bu
parkta açmıştı ve yaşlı bir kadının evinde ona bir kaç hafta
baktıktan sonra bir sepetin içinde buraya getirip bırakmıştı. Hayal meyal hatırlıyordu Ayrılırken yaşlı kadının çok üzgün olduğu da
hatırındaydı.
Parka geleli üç dört ay olmuştu. İlk günler hiç kolay
değildi. Büyük kedilerin hırlaması, köpeklerin kovalaması derken
biraz daha büyümüştü. Neyse ki tehlike anında parkta kaçıp
saklanacağı pek çok yer vardı. Bazen çocuk parkındaki silindirlerin
içine girerek, bazen çalılıkların arkasına saklanarak ve bazen de genç
ağaçlara tırmanarak kendini koruyordu.
Yiyecek açısından da park
fena değildi. Parka gelen insanların bıraktıkları ile karnını biraz da olsa doyuruyordu. Bazen iyi insanlar çıkıp yemek
bile veriyorlardı. Birazdan park kapanacaktı ve bekçi gelip
son kontrollerini de yaptıktan sonra parkın yeşil demir parmaklığını
kilitleyecek ve park gecenin sessizliğine hazırlanacaktı. Mapi için
bu saatler artık uykuya hazırlanma saatleri idi. Kırkayakların
yaprakların üzerinde çıkardığı sesler ya da çimenlerde yiyecek
arayan tırtılların sesleri ona ninni gibi gelecekti.

Tam uykuya dalacaktı. Siyah
bir karga yavaşça süzülerek Mapi’nin dibinde uyumaya hazırlandığı
ağacın en alt dalına kondu. Uzun uzun Mapi’ye baktı. Mapi de ona.
Mapi daha uykuya dalmamıştı ki burnuna çok keskin bir koku çalındı.
Bu tehlikenin kokusu idi. Yanılmamıştı.
Büyük bir av köpeği tam
ensesine hamle etmek üzereydi. Sıçradı, tısladı. Ama korkudan
bacakları titriyordu. Nereye kaçacağını bilemeden ağaca doğru
yanaştı. Av köpeği bir yandan havlıyor ve büyük dişleri ile ona
doğru hamleler yapıyordu. Dişleri Mapi’nin kafasından bile büyüktü.
Tam o sıra Mapi bir karga sesi duydu. Ağacın dallarından köpeğe
doğru süzülüp gagası ile köpeğe çarptı. Köpeğin canı acımış olmalı
ki geri çekildi. Karga tekrar yükselip bir kez daha köpeğe çarptı.
Köpeğin şaşkınlığında karga bu kez Mapi’ye bağırdı. “Ne duruyorsun.
Kaçsana.”
Mapi sanki bu komutu
bekliyormuş gibi doğruca çocuk
parkındaki en dar silindirin içine girdi. Plastikten sağlam bir
silindirdi. Saatler boyu çıkmadan durabilirdi. Ama korkudan tüm
bedeni tir tir titiriyordu. Köpeğin havalayarak uzaklaştığını
duyduysa da çıkmaya cesareti yoktu. Sonra üzerinde bir ses duydu.
- Çıkabilirsin, artık gitti.
Mapi, usulca kafasını
dışarı çıkardı. Konuşan o karga idi. Çevreyi kolaçan etti. Gerçekten
köpek gitmişti. Yavaşça dışarı çıktı.
- Çok teşekkür ederim,
Karga Bey.
- Adım Samba dedi, karga.
- Memnun oldum. Benimkisi
de Mapi. Ama bu isimle beni çağıran hiç kimsem yok dedi.
- Bu geceyi burada mı
geçireceksin, diye sordu Samba.
- Evet, dedi Mapi. Başka
gidecek bir yerim yok.
- O zaman beni izle, dedi
Samba. Sana güzel bir yer göstereceğim.
Samba, Mapi’nin üzerinde
uçarak onu parkın göle bakan kıyısında ağaçlık bir yere götürdü.
Mapi biraz yorulduysa da, yokuşları çıktı, hendeklerden atladı. Çok
neşeli bir yolculuk olmuştu. Yolda hatta bir salyongazla bile
karşılaştı. “Merhaba” deyip üzerinde uçan Samba’yı izleyerek devam
etti.

Samba, Mapi’yi eski bir çınar ağacının yanına getirdi. Orda
küçük bir tahta kulübe vardı. Kulübe’nin pencerelerinden tatlı bir ışık sızıyordu.
Samba, kulübenin kapısındaki posta kutusunun üzerine konup gagası
ile kapıyı çaldı. Sonra da Mapi’ye dönüp “Çok iyi yürekli yaşlı bir
adamdır. Şimdilik hoşçakal” deyip çınar ağacının dallarında
kayboldu.
Mapi, kapının önünde kalakalmıştı. Korkmasına rağmen
şaşkınlığından kapı açıldığında kaçamadı bile. Yaşlı adam,
kapıyı çalanı görmeye çalışıyordu. Sonra yerde paspasın üzerinde
duran küçük Mapi’yi gördü. Sakallı yüzü birden tebessümle kaplandı. “Sen de nerden
çıktın küçük kedi?” dedi. Sonra da iki eli ile Mapi’yi kavrayıp
havaya kaldırdı. Mapi çok korkmuştu, ama yaşlı adamın ona sevgiyle
yaklaştığını farkedince korkusunun yerini sevinç kapladı.
Yaşlı adam, Mapi’ye eski
bir sepeti boşaltıp güzel bir yatak yaptı. Yatağı da yanan ocağın
yakına yerleştirdi, Mapi geceleri hiç üşümesin diye. Ama
yerleştirirken Mapi’ye dönüp “Ateşe yaklaşma. Sadece uzağında durup
ısınmaya çalış.” demeyi de unutmadı. Mapi sepette çok güzel bir
uykuya daldı. Bu parkta o güne kadar uyuduğu en güzel uykuydu.
Uyandığında yaşlı adamın sepetinin yanına içi çok güzel yiyeceklerle
dolu bir kase koyduğunu fark etti. Yaşlı adama baktı, ocağın
yakınlarında ateşten gelen ışığın altında eski ayakkabıları tamir
ediyordu. Yemeğini yedi. Sonra yaşlı adamın yanına gidip bacaklarına
sürünüp teşekkür etti. Yaşlı adam da onun kafasını okşadı. Sonra Mapi, eski ayakkabılardan birinin içine kurulup tatlı bir mırıltı
ile yaşlı adamı seyretmeye koyuldu.
- B İ T T İ -

|