|
İnsan dostu onu
alıp tekrar evine koydu. Ama hosteslerin ikram ettiği şaraplardan o kadar fazla
içmişti ki, esrikliğinden kedi evinin kapısını eğreti bir şekilde kilitlediğini
bile fark etmedi. Bekleyebilirdi, nasılsa birazdan uykuya dalacaktı. Tam tahmin
ettiği gibi, uçak beyaz bulutlarda yalpalarken insan dostu kendini beşiğindeki
kadara rahat hissetmiş ve derin bir uykuya dalmıştı. Ön patisi ile kapıyı şöyle
bir yokladı. Kolay olacaktı. Tırnaklarını uzattı ve kilidi gevşediği yerden bir
çırpıda açıverdi. Yine de ortalığı kolaçan ettikten sonra koltuğun altına atladı.
"Ne kötü gerinebilecek kadar geniş bir alan yok" dedi. Burnuna gelen
ayak
kokuları ise cabasıydı.
Daha rahat
edebileceği bir yer mutlaka olmalıydı. Ama biraz araması gerekecekti. Saatlerdir
oturmaktan bacakları karıncalanmıştı. Yürümekte zorluk çekiyordu ve üstelik uçak
da ikide bir sallanıyordu. "Önlerde daha güzel mekanlar olmalı sanırım" diye
düşündü ve yavaş yavaş ön taraflara doğru yürüdü. Bulmaca çözen Avusturyalı bir
kadının yanından geçti, kuyruğunun çocuğunu emziren İtalyan kadına değmemesine
dikkat etti. Ama bir çok takım elbiseli adamın oturduğu mekana gelince birden
dengesini kaybetti ve avuç içi bilgisayarına Oslo'daki iş toplantısının
notlarını alan Alman işadamına çarpıverdi. Adam Milano'dan alınma el yapımı
ayakkabısına değdiğini görür görmez hiç düşünmeden ona bir tekme atıverdi. Bir an
gözleri karardı. Ama yağma yoktu. "Ahh yettiniz ama, size bana sayarak mı
verdiler" deyip dişlerini ve tırnaklarını Alman işadamının Versace marka
çoraplarına bir anda geçirdi ve ardından uçağın içinde önüne geleni paralamaya
başladı. Kendini Cesur Yürek filminde gibi hissediyordu. Koltukların üzerinden
atlıyor, aralara saklanıyor, yakalamaya cesaret edenleri bazen keskin bir sesle
bazense hırlayarak pes ettiriyordu. "Bu uçağı kaçıracağım başka çaresi yok.
Pilotun ensesine tırnaklarımı dayayıp Kediler Ülkesi'ne çek Şöför kardeşim
diyeceğim" deyip hızla kokpite yöneldi. Bir ara işe yeni başlayan Hollandalı bir
hostes yolunu kesmeye kalkıştıysa da "Hiç tavsiye etmem. Sana yazık olur
bebeğim" gibilerinden bir bakış fırlattı. Onu bu hallere düşüren insan dostu ise
dağılmış saçı ve giyisileri ile koridorda peşi sıra emekliyordu. "Beter ol emi"
dedi içinden. Tam kokpitin kapısına ulaşmıştı ki, pilotun ananonsu duyuldu
"Sayın yolcular, uçağımızda evinden kaçmış bir kedi bulunmaktadır. Bu sebeple
yaşanan karmaşa için hepinizden özür diliyoruz ve Brüksel'e geri dönüyoruz.
Azgın kedi yakalanıp kontrol altına alındıktan sonra tekrar havalanacağız."
"Vay kareta
anladı sinirlendiğimi" dedi içinden ve "eh bu karmaşanın düzeyini biraz
düşürebilirim" diyerek yemek bölümüne geçip somon balıklı sandviçlerin konduğu
çekmeceye sıçradı.
Okuduğunuz bu
öykü kısmen canlandırma olsa da yaşanan gerçek bir olaya dayanmaktadır. Kedisini
Brüksel Hava Yolları'nın SN 2905 sayılı uçuşu ile Oslo'dan Brüksel üzeri
Viyana'ya götüren bir yolcu uçakta uyuya kalınca kedisi muhafaza altında olduğu
evinden çıkmış ve 57 yolcu ile seyahat eden uçakta bir karmaşa yaşanmıştır.
Pilot çareyi kalktıkları Brüksel havaalanına geri dönmekte bulmuş, kedinin
Business Class'da tekmelendiğinden dolayı bu derece hırçınlaştığının sanıldığı
ifade edilmiştir.
|